Sevgiyi tükettik mi biz; ne dersiniz?
Yoksa saygı da hayatlarımızdan istifamı etti?
Mertlik tatile çıkmış olabilir mi?
Ya dürüstlük, hala aynı raflarda mı duruyor? Bir kısmı inmiş gibi sanki!
Peki iyi niyet nerede? Can mı çekişiyor ki, çok az görülmeye başladı...
Sabır da vardı değil mi? Çok az insan da olan, olmayan da ise hiç olmayan...
Doğruluk nerede, yerini bilen duyan var mı?
Ya Barış'a ne oldu? O nerede? Yoksa, bir namlunun içinden atılan boş bir kovana mı teslim oldu acaba?
Adalet peki!
Ölçüsü teraziydi sanırım. Hala yerindemi ki?
Özgüven de vardı değil mi?
O insanı kolay terk etmez, etmediği gibi bazılarında ukalalık boyutuna atlamış bile!
Şahsiyet, kişilik nerede? Duyan, gören, bilen var mı? Zaman zaman cengaver kesilen, zaman zaman da kedi gibi sinen ve sindirilen bir sis bulutu gibi oldu sanki...
Özgürlük peki!
Bir kuşun kanadında uçuyor olabilir mi?
Belki de kurumuş bir mürekkebin, yazamayan kaleminde mi kaldı; ne dersiniz? Yok yok, bir klavyenin başında şekerleme yapıyor olmalı...
Ya merhamet!
O sadece bazı kesimlerde hüküm sürüyor; gibi gibi sanki...
Özgürlüğün kuşu giderken, inanca dair değerleri de diğer kanadına mı aldı acaba?
İnsanı inançlı kılan, özgür irade değil miydi sahi?
Yoksa zorlu bir güç oluşupta onu hapsetmeye çalışıyor olabilir mi?
Hoşgörü nerede sahi? Nadiren ortaya çıkıp, bir çok zaman da görkemli bir kapının arkasında saklanıyor olmalı!
Dostluk ne oldu acaba? Facebook oldu. Tweter oldu. Msn oldu galiba!
Huzur, mutluluk ise; sanal dünyanın mitolojik kahramanları! Hayatta olmayan, ekranlarda hep var olan; anlamlı anlamsız, Özlü özsüz tüm güzel sözlerin kral ve kraliçeleri artık onlar.
Aşk peki! Sanaldan gerçeğe dönünce hayal, gerçekten yuvaya dönüşünce ise, hüsrana mı uğradı? Görünen o ki; çok azı direndi ve sevgiye döndü...
Peki biz insanoğlu neden tüm bu değerlerimizi kaybediyoruz, belki de kaybettik?
Yolumuz hangi kavşakta yön değiştirdi ki? Neden bir çoğumuz sonu olmayan o çıkmaz sokağa girdik?
Farkındamı değildik, yoksa o zaman var olan, şimdi ise yok olmaya yüz tutmuş o değerlerimiz mi yanılttı bizi?
Artık yapıcı olma vakti gelmedi mi?
Yıkıcı değil, yapıcı olsak ne kaybederiz ki?
Hep eleştirmek, yıkmak, yakmak yok etmek değil; yeniden inşa etmek gerek bu dünyayı, sevgi ile beslemeli...
Bizler Osmanlı'nın torunlarıyız.
Bizi biz yapan değerlerimizi kanadında taşıyan o kuş, artık huzur kıyılarına huzur getirmeli, korku değil...
İnanç özgür olmalı, müdahele edilmemeli.
İnsana ait değerlerle oyun oynanmamalı ve artık;
Sevgi, saygı, mertlik, doğruluk, dürüstlük, sabır, barış, adalet, özgürlük, mehamet, hoşgörü, dostluk, iyi niyet sahnelere inmeli.
Sevgiyle Kalın